Çağdaş Kadınlar Derneği 9 Mart 2019 Basın Açıklaması

Sayın Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar, Cumhuriyetimizin Yılmaz Savunucusu Kadınlarımız;

SİZLERİ ÜLKEMİZ KURUCUSU GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, DEVLETİMİZİ KORUMA VE KOLLAMA YOLUNDA BU GUNE KADAR ŞEHİT OLMUS GÜVENLİK GÖREVLİLERİMİZ, ÜLKE, EMEK VE KADIN MÜCADELESİNDE EMEĞİ GEÇMİŞ TÜM KADINLARIMIZ İÇİN BİR DAKİKALIK SAYGI DURUŞU, ARDINDAN İSTİKLAL MARŞIMIZA DAVET EDİYORUM.

Sayın Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar, Cumhuriyetimizin Yılmaz Savunucusu Kadınlarımız,

8 Mart 1857’de New York’ta yer alan bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. Kadın işçilerin örgütlediği bu grev o güne kadar yapılmış en büyük kadın eylemlerinden biriydi.

129 İŞÇİ YANARAK CAN VERDİ

Kadınların örgütlediği eylemi durdurmak isteyen polis, kadın işçilere saldırmış, fabrikanın patronlarının da desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak yaşamını yitirmişti.
Bu olay daha sonraki senelerde tüm dünyada kutlamaya başlanacak Dünya Emekçi Kadınlar Gününün temelini oluşturmaktadır.

TÜRKİYE’DE 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLAMASI

“Dünya’da hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” Bu sözler Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ait. Söylediklerinde mübalağa yok. Zira Kurtuluş Savaşı’nın en önemli aktörlerinden biri de Türk kadını idi. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı

Günümüz Türkiyesine bakarsak;

İşsizlik oranı ekonomik kırizin etkisi işsizlik sigortasına başvuru kadın sayısı yüzde 57 artı. 20 kadından 3istıhtam ediliyor. Ekonomik kırızın etkisi 2018 de %57 artı, 10 kadından 3’ü istihdam ediliyor. Ekonomik krizin etkisi 2018de işsizlik ödeneği için yapılan baş vuru sayısı 17 bin 106 kişi toplamda 46 bin 737 ye ulaştı.

HER 10 KADINDAN 4 U ŞİDDETE MARUZ KALIYOR

Ulusal ve yerel gazete verilerine göre 2018de 440 kadınımız öldürüldü.
317 kadın çinsel şiddete uğradı.

YILLARA GÖRE KADIN CİNAYETLERİ SAYISI

  • 2008 – 80 kadın
  • 2009 – 109 kadın
  • 2010 – 180 kadın
  • 2011 – 121 kadın
  • 2012 – 201 kadın
  • 2013 – 237 kadın
  • 2014 – 294 kadın
  • 2015 – 303 kadın
  • 2016 – 328 kadın
  • 2017’de 409 kadın
  • 2018 440 KADIN

Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Türk Kadını için söylediği sözler, verdiği değer ile ilgili sizlerle birkaç sözün paylasmak isterim. Maalesef günümüz yöneticilerinden Atamızın verdiği değeri asla göremediğimizi de vurgulamak isterim.

  • Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!
  • Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
  • Dünyada her şey kadının eseridir. Günümüzde kadınlarımız, ekonomik sosyal birçok alanda sayısız sorunla uğraşırken malesef Ülkesinin, Cumhuriyetin kazanımlarına, Cumhuriyetle özdeşleşmiş Kişilere ve değerlerimize yapılan saldırılar karşısında da kahrolmaktadırlar. Dört bir yanımızda savaşlar milyonların evlerini terk etmesine neden oluyor, güzel ülkemizde milyonlarca insan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında eziliyor, Devletimizin resmi rakamlarına göre açlık sınırının altında yaşayan 14 milyon yurttaşımız var, toplumda kin ve nefret almış başını gidiyor. Böyle bir durumda aydınlarımıza ve siyasetçilerimize büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü bu ülke hepimizin!
    Oysa millet olarak birliğe, Cumhuriyet değerlerine, ülkemizin geleceğine hep birlikte en çok sahip çıkmamız gereken bu dönemde, toplumun sayısız sorununa çözüm bulmak zorunda olan siyasetçilerden biri, Bursa’da bir belediye başkan adayı, akıl almaz sözler sarf ediyor. Bu kendi bilmez, ülkemizin yetiştirdiği hepimizin sahip çıkması gereken aydınlarımıza hakaret ediyor, onları “devlete ve bayrağa savaş açmış” kişiler olarak nitelendiriyor, onlar hakkında “dinle diyanetle problemli kişiler” deme gafletinde bulunuyor.
    Bu sözler, sayın basın mensupları, ayıptır, insafsızlık, terbiyesizliktir. Bu sözlerin sahibi “halkı kin ve düşmanlığa tahrik, aşağılama ve kişinin hatırasına hakaret” suçu işlemiştir. Türkan Saylan, henüz gencecik bir kadınken görev yaptığı Anadolu’da binlerce insana şifa verdiği için mi bayrak düşmanıdır? Türkan Saylan, Türkiye’nin çağdaşlaşması için on binlerce kız çocuğunun kardelenler gibi zorlulukları yenerek okumasına öncülük ettiği için mi devlet düşmanıdır? Türkan Saylan korkusuz ve yılmaz bir eğitim ve halk sağlığı savunucusu olduğu için mi “dinle diyanetle problemli kişidir”? Sevgili basın mensupları, hatırlayalım, Türkan Saylan amansız hastalıkla mücadele ettiği günlerde sabah saatin beşinde hain FETÖ kumpasıyla evinden alınmasına, bu kumpasla yıllarca yıpratılmasına, sağlığını kaybetmesine rağmen “Demokratik haklarını kullananlar cezalandırılıyor. Bize bunu yapıyorlarsa kim bilir kimlere neler yapılıyordur. Herkesten hukuka saygılı olmasını istiyorum. Ben hiç kimsenin kılının zarar görmesini istemiyorum. Memlekete zarar gelsin istemiyorum” diyecek kadar vakur, basiretli, memleket sevdalısı örnek bir Türk kadınıdır. Türkan Saylan’ın aslında kim olduğu ile ilgili bir şiiri sizlerle paylaşmak isterim.

MADEM Kİ BU ÇOCUKLAR TÜRKAN MADEM Kİ BU ÇOCUKLAR SAYLAN…
Doğu’da bir köy gördüm
dağların arasında,
öyle mahzun, çaresiz,
kalakalmış.
Çıplak kavakları bile
hüzünlü kalemler gibi
kara saplanmış.
Köyün ortasında bir okul
Ve tezek sobasıyla ısınmaya çalışan çocuklar.
Bir bıcırık kız,
Yanında bir karamuk oğlan.
Buz gibi elleri
ama gözleri ahu,
gözleri ceylan.
Adın ne dedim kıza
Dedi: Benim adım Türkan.
Oğlan ekledi: Benimki de Saylan.
Dedim;
Dayan yüreğim dayan.
Madem ki bu çocuklar Türkan
Madem ki bu çocuklar Saylan
Gelecek onlarındır,
Gerisi yalan.
Değişir bu düzen
Döner bu devran

Bu haddini bilmez siyasetçi hızını alamamış, yobazların, şeriatçıların katlettiği Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ile ömrü haksız yere hapislerde, sürgünlerde geçen, mezarı hala çok sevdiği Türkiye topraklarına getirilmeyen büyük Türk şairi Nâzım Hikmet için de aynı sözleri sarf etmiştir. Uğur Mumcu ve Bahriye Üçok, hayatları boyunca aydınlık Türkiye için çalıştılar bu uğurda can verdiler. Uğur Mumcu bundan 30 yıl önce Fetullah Gülen tehdidine dikkat çektiği için mi devlet düşmanıdır? Yoksa Amerikan petrol baronlarıyla şeriatçıların arasındaki kirli Rabıta’yı ortaya çıkardığı için mi? Bahriye Üçok, yüce dinimizi kendi karanlık amaçları için kullananlara inat aydınlık bir ilahiyatçı olduğu için mi bayrak düşmanıdır? Uğur Mumcu ve Bahriye Üçok hain bombalı saldırılarla katledildikleri için mi bu hakaretler?

Sevgili dostlar, Uğur Mumcu’nun sözlerini hatırlayalım:

“Ben Atatürkçüyüm, ben, cumhuriyetçiyim, ben Lâikim, ben Antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım, ben insan hakları savunucusuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın.
Her parçamdan benim gibiler ,
beni aşacaklar doğacaktır.”
İşte biz Türkiye’nin Çağdaş Kadınları olarak, Atatürkçüyüz, cumhuriyetçiyiz, laikiz, antiemperyalistiz. Ve yobazlara, ülkemizin aydınlık geleceğine savaş açanlara, değerlerimize hakaret eden siyasetçilere karşı, parçalansak da, vurulsak da sonuna kadar mücadele edeceğiz. Çünkü bu sözleri sarf eden kendini bilmez siyasetçiler unutulup gidecek ama çağdaş Türkiye Cumhuriyeti bu ilkeler, bu değerler ile birlikte ilelebet payidar kalacak. Biz Çağdaş Kadınlar, karşımıza çıkacak bütün zorluklara, bütün Cumhuriyet düşmanlarına inat, her zaman her yerde bütün Cumhuriyet sevdalısı yurttaşlarımızı, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nde insanın insana kulluğunu yok etmeye ve bu güzel ülkede bir orman gibi kardeşçesine yaşamaya dâvet etmeye devam edeceğiz.

Sevgili basın mensupları, Nâzım Hikmet, bu toprakların yetiştirdiği Türk Dilinin en büyük yazarlardandır. Bütün dünyada Türkçemizin bayrağını dalgalandıran bir ozan, Türk büyüğü değildir de sümüğünü çeke çeke bu ülkeye, laikliğe, Cumhuriyet Değerlerine savaş açan siyasetçi Bursa Büyükşehir Belediye başkan adayı Alinur AKTAŞ mıdır. Aydınlarımıza saldıran bu şahsa cevabı yıllar öncesinden veren Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiirini okuyarak basın açıklamamızı sonlandırıyoruz.

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın Bugün basın açıklamamızda yanımızda bulunan, basın mensuplarına, Demokratik kitle örgütlerine vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür ederiz..
ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Bugün basın açıklamamızda yanımızda bulunan, basın mensuplarına, demokratik kitle örgütlerine vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür ederiz..


Çağdaş Kadınlar Derneği

Bir cevap yazın